Devlet Demiryolları aleyhine… Bir sulh mahkemesi karar verdi

May 8th, 2008 can --- Adliyede Henüz yorum yapılmamış »

Haber Akşam Postası, 23 Eylül 1937

Sultanahmet ikinci sulh ceza mahkemesi hâkimliği, dün Devlet Demiryolları aleyhine bir karar vermiştir.
Hasan Basri isminde bir tüccar Küçükçekmeceye gitmek için Sirkeciden trene binmiş ve kontrolör gelince 15 günlük teznilâtlı biletini uzatmıştır.

Fakat, memur bunu kabul etmemiştir. Hasan Basri, arayı vermemekte israr edince, kendisi adliyeye verilmiştir.
Devlet Demiryolları, tenzilâtlı biletlerin Avrua hattında mer’i olamıyacağı iddiası ile Hasan Basrinin mahkûmiyetini istemektedir.

Sulh hâkimi Avrupa hattının da Devlet Demiryolları meyanına girmiş olduğunu ve binaenaleyh bu biletlerin üzerlerinde bir kayıt bulunmadıkça, Avrupa hattında da mer’i olacağını öne sürerek Hasan Basrinin beraetine karar vermiştir.

AddThis Social Bookmark Button

Bigadiçin güzel Haticesi öldürüldü

March 10th, 2008 Editör --- Adliyede Henüz yorum yapılmamış »

Zavallı kadını eski sevgilisi ile arkadaşları boğazladılar

Haber Akşam Postası, 16 İlkteşrin 1937

Bigadiçte bundan dört beş ay evvel bir tarlada vücudu vahşi hayvanlar tarafından parçalanmış olarak bulunan kadın cesedinin Bigdiçin güzellerinden Haticeye ait olduğu anlaşılmış ve cinayetin faili Turgutlu icra memuru Vehbi ile suç ortakları Hasan ve Dilâver yakalanmışlardır.

Vehbi, Bigadiçte bulunduğu zaman Hatice adındaki kadını çılgınca seviyormuş, evini bu kadına bağışlamış. Bu yüzden karısından da ayrılmış. Aradan bir kaç sene geçmesine rağmen kadınla alâkasını kesememiş, son defa tayin edildiği Turgutludan sık sık Bigadiçe gelerek Haticeyi görmiye savaşmıştır. Halbuki Hatice de onu unutup gitmiştir.
Bu vaziyetten müteessir olan Vehbi ondan intikam almıya karar vermiştir. Bu maksatla son defa Bigadiçe gelmiş, maksadını akrabalarından Hasanla, Hasanın arkadaşı Dilâvere açmıştır.

Vehbi, Hatice ile bir gece yarısı görüşmiye muvaffak olmuş, eski dostlar iyiden iyiye içmişler ve bir gezinti yapmıya karar vermişlerdir. Bir gazinoda tekrar içmişler, buradan da başka bir yere gitmişlerdir. Biraz sonra aralarında bir kavga başlamıştır. Vehbi kadının üzerine atlamış, bu esnada pusuda bekliyen Hasan ve Dliâver de kadının üzerine çullanmışlardır. Kadın boğazlanarak öldürüldükten sonra cesedi boş tarlaya sürüklenmiş, üzerindeki beşi bir arada altınlar mütecavizler arasında taksim edilmiştir. Kadının, derhal vahşi hayvanlar tarafındanparçalanması için vücudu çırılçıplak soyularak oraya terkedilmiştir.

Maznunlar derhal tevkif edilmişlerdir. Vehbi de Turgunludan getirilerek adliyeye teslim olunmuştur.

AddThis Social Bookmark Button

Aşıkile birlikte kocasını öldüren kadın

February 24th, 2008 Editör --- Adliyede Henüz yorum yapılmamış »

Erkek 6 sene, kadın ve annesi altışar sene sekizer aya mahkûm oldu

Akşam, 17 Mart 1938

Receb adında bir delikanlıya âşık olarak, bu yüzden kocası Nureddini öldürmek için elbirliği yapıp kocasını, Recebe öldürtmekten suçlu İrfanla annesi İfakat ve katil âşığı Recebin muhakemeleri dün ağır ceza mahkemesinde bitirilmiştir.

Recebin Nureddini teammüden öldürdüğü ve İrfanla İfakatin da bu cinayete iştirak ettikleri sabit görülmüştür. Teammüden Nureddini öldürmek suçundan dolayı Recebin idamı lâzım geliyorsa da Nureddinin, ırzına gözdikmesi Receb hakkında hafifletici sebep görüldüğünden cezası yirmi dört sene ağır hapse indirilmiştir. Diğer taraftan Recebin cinayeti işlediği zaman on sekiz yaşını ikmal etmemiş olduğundan bu cezasının da dörtte üçü indirilerek altı sene ağır hapsine karar verilmiştir.

Bu cinayette Receb iştirak etmekten suçlu İrfan ile annesi İfakatın onar sene hapislerine ve fakat, Nureddinin, karısı İrfanı ihmal etmesi kendileri hakkında hafifletici sebep olarak kabul edildiğinden cezaları indirilerek altışar sene ekizer ay hapislerine karar verilmiştir.

AddThis Social Bookmark Button

Abdülhamit Varisleri Hazine Aleyhine Bir Dava Açtılar

January 24th, 2008 Editör --- Adliyede Henüz yorum yapılmamış »

Son Posta, 7 Temmuz 1934

Abdülhamidin İstanbul ve civarında (500) parça kadar emlâk ve arazisi vardı. Hilâfetin ilgası hakkındaki kanunun sekizinci maddesi mucibince bunlar tamamen milletin hazinesine intikal etmiştir. Buna rağmen Abdülhamidin varislereri İstanbuldaki iki mühim arsa kaydinin kendi namlarına geçirilmesi talebile Asliye Birinci Hukuk mahkemesine bir dava açmıştır.

Abdülhamit varislerinin iddialarına göre Abdülhamit ölünce emlâki kanunun tabiri veçhile varislerine intikal etmesi lâzım gelir. Halbuki şimdiye kadar bu intikal muamelesi yapılmamıştır. Gerçi hilâfetin ilgası hakkındaki kanunun bir maddesi Padişahlık yapanların emlâkinin kayıtsız ve şartsız hazineye intikal edeceğini tasrih ediyorsa da bu kanun neşredilmeden evvel Abdülhamit öldüğü ve emlâkinin varislerine intikal etmesi lâzim geldiği için mal Abdülhamidin sayılmamaktadır.

Hazine avukatlarının iddiasına göre Abdülhamidin malı varislerine intikal etmiş olsa bile kanunun tasfiye için verdiği bir senelik müddet çoktan geçmiş olduğundan davaların reddedilmesi icap etmektedir.

AddThis Social Bookmark Button

Sanasaryan davası

January 19th, 2008 Editör --- Adliyede Henüz yorum yapılmamış »

Mahkeme, esasa ait iki cihetten eski hükmünde ısrar etti. Mesele, Temyiz umumî heyetine gidiyor

Vakit, 19 Kânunusani 1930

Bir müddet evvel Sanasaryan hanının aidiyeti etrafında vilâyetle Ermeni mütevelliliği arasında ihtilâf çıkmış, başpapas Mesrop Naroyan Ef., mütevelli sıfatile han üzerinde hak iddia etmiş, vilâyet mukabil iddiada bulunmuş mesele İstanbul hukuk mahkemesine intikal etmişti.

İkinci hukuk mahkemesi, Naroyan Ef.nin davasını reddetmiş, dava Temyiz mahkemesine intikal etmiş, temyizen vilâyet lehindeki karar nakzolunmuştu.

İkinci hukuk mahkemesi, nakzın temas ettiği üç noktada birini varit görmüş, zabıtlardan birinde noksan bulunan bir azaya ait imza noksanının halli için nakza ittiba ve bu noksanı ikmalden sonra, esasa taallûk eden iki cihetten eski hükümünde ısrar etmiştir.

Bu vaziyet üzerine, meseleyi Temyiz umumî heyeti tetkik ederek bir karar verecektir.

AddThis Social Bookmark Button

Kendi başlarına evlenmeğe karar veren iki gencin macerası

December 19th, 2007 Editör --- Adliyede Henüz yorum yapılmamış »

Fatma ile Sabri geceyi Feriköy kırlarında yağmur altında geçirmişler ertesi sabah yakalanarak adliyeye verilmişler

Akşam, 30 Nisan 1938

Henüz evlenme yaşlarında olmadıkları halde kendi kendilerine evlenmeğe karar vererek evlerinden kaçıp evvelki gece sabaha kadar kırlarda aşk macerası geçiren bir genç kızla bir delikanlı dün adliyeye teslim edilmişlerdir. Yapılan tahkikata nazaran vaka şöyle olmuştur:

Karagümrük civarında oturan on altı yaşlarında Fatma ile on sekiz yaşlarında Sabri bir müddet evvel tanışıp sevişmişler ve kendi kendilerine evlenmeğe karar vermişlerdir.

Fakat Fatmanın babası Hasanla annesi henüz çocuk diyecek yaşta olan kızlarının evlenmesine razı olmamışlardır. Bu vaziyet karşısında küçük çapkınlar bu işi kendi kendilerine yapmağa karar vermişlerdir. Bu karara nazaran Fatma evinden kaçıp Sabrinin yanına gidecek, Sabri de bir kolayını bulup nikâhını kıydıracaktır. İş bu suretle kararlaştırılınca evvelki gün Fatma evden nüfus tezkeresini alıp kaçmış ve Sabri ile buluşmuştur.

Sabri, Fatma ile buluşunca ne yapacağını şaşırmış, uzun uzun düşünüp bir karar vermek üzere beraberce Feriköy tarafına geçmişler, oradan da konuşa konuşa şehir dışarısındaki kırlara çıkmışlardır.

İki genç giriştikleri macerayı sona erdirmenin çaresini düşünmek üzere akşam geç vakte kadar kırlarda, bostanlar arasında dolaşmışlar ve karanlık basınca büsbütün şaşırıp kalmışlardır. Sabri ile Fatma bu defada geç vakit eve dönmeğe korkmuşlar ve kırda bir ağaç altına oturarak baş başa verip titreşe titreşe yağmur ve soğuk altında sabaha kadar beklemişlerdir.

Diğer taraftan Fatmanın babası Hasan, kızının kaybolması üzerine meraka düşerek zabıtaya müracaat etmiş, Sabrinin ağabeyisi Haydar da kardeşini aramağa başlamıştır.
Dün sabah Sabri ile Fatma yarı hasta bir halde ve gene ne yapacaklarını düşünerek Taksime doğru gelirken Sabrinin ağabeyisi Haydar kendilerine tesadüf etmiş ve ikisini de yakalayıp polise vermiştir. Fatma ile Sabri dün öğleden sonra adliyeye getirilmişler, haklarında adli takibata girişilmiştir.

Kız kaçırmak suçundan maznun bulunan Sabri dün müddei umumilikte şunları söylemiştir:
-Fatma ile on ay evvel tanışmıştık. Çok sevişiyorduk. Evlenmeğe karar verdik. Fakat uzun zaman Fatmayı göremedim. Evvelki sabah Fatmaya rasladım. Evvelce verdiğimiz evlenme kararını hatırlatıı. Ben de kendisine; nüfus tezkeresini alda beraberce ağabeğim Haydarın yanına gidelim. Evlenip evlenemiyeceğimizi ona soralım, dedim. Nüfus kâğıdını getirdi. Fakat ağabeğim Haydarı evde bulamadık. Fatma ile uzun zaman görüşemediğimiz için biraz konuşalım diye şöyle Feriköy civarında dolaşarak kırlara çıktık. Akşam oldu. Geç vakit eve dönmeğe korktuk, sabaha kadar kırlarda kaldık. Sadece konuştuk. Sabahleyin eve dönerken Taksimde ağabeğim Haydar yakalıyarak bizi karakola teslim etti.

Fatma da dedi ki:

-Beni Sabri götürdü. Sabaha kadar kırlarda dolaştık. Ben eve dönmek istedim. Fakat yalnız dönemedim. Sabri de, birlikte gideriz diye beni bırakmadı.

Müddeiumumilik, Sabri hakkında kız kaçırmak suçundan evrak tanzim ederek kendisini ceza mahkemesine teslim etmiştir.

AddThis Social Bookmark Button

Seyyar Günahkârım

December 19th, 2007 Editör --- Adliyede Henüz yorum yapılmamış »

Bir kadın hakime hüviyetini böyle tarif etti
Hakikat, 9 ağustos 1940

Polis, Sultanahmet Sulh Birinci caze hakiminin önüne iyi giyinmiş 35 yaşlarında bir kadın çıkardı. Hakim hüviyetini tespit ettikten sonra:

-Bahtiyar, dedi.Ne işle meşgulsün?
-Seyyar günahkârım efendim!
-Seyyar günahkâr ne demek?
-İşte günahkârım efendim.
-Oturduğun yer yok mu?
-Bay hakim, bütün suallerinizin cevabını ilk cevabımla verdim: Seyyar günahkârım, yani…
-Yani şununla bununla geziyorsun öyle mi?
-Evet
-Sabıkan var mı?
-Evet, sarhoşluktan ve erkek dövmekten on kadar mahkumiyetim var.
-Demek sen rakı içer ve erkeklere dayak atarsın öyle mi?
-…
-Bak dün gece de Beyazıdda bi meyhanede içmişsin, meyhane sahibini de adamakıllı dövmüşsün, öyle iddia olunuyor?
-Evet o meyhaneye gittim. Şarab içtim. Sonra rakı istedim. Meyhaneci vermek istemedi. Ben de kendisine bir tokat vurdum. Ben kadınım, içki kullanırım. Fakat itidalimi de muhafaza ederim. Dükkan sahibinin erkeklere istedikleri kadar içki verip de benim isteğimi reddetmesi kadınlık izzeti nefsimi rencide etti. Herkesin kalbinde aslan yatar. Kadınla erkek müsavi haklara sahib değil mi? Davacı beni tahrik etti.

Hakim bundan sonra zabıt varakasını okudu. On sabıkası bulunan Bahtiyarın davacıya yalnız bir tokat vurmadığı, onun suratını yumrukladığı anlaşılıyordu. Bundan sonra hakim, şu kararı tefhim etti:

-Bahtiyar, sen sabıkalısın, ikametgahın da yok… Seni tevkif ediyorum… Şahidleri çağıracağım.

Jandarma Bahtiyarı tevkifhaneye götürdü.

AddThis Social Bookmark Button

Kasabı öldüren adam

December 9th, 2007 Editör --- Adliyede 1 Yorum »

Kunduracı Ahmet Ef. dün İstanbul ağır ceza mahkemesinde muhakeme edildi. Şahitler dinlenildi. Bu arada Şadiye H. maktulün kendisine karşı nasıl hareket ettiğini anlattı

Vakit, 16 Kanunusani 1930

İstanbul ağır ceza mahkemesinde dün, bir müddet evvel Kasımpaşada vukua gelen bir katle ait dava rü’yet edilmiştir.

Ölen kasap Ahmet, öldürmekle maznun olan kunduracı Ahmettir. Tahkikata göre, vak’a şöyle olmuş: Şadiye isminde bir hanım Kasımpaşada Bahriye caddesinden geçiyormuş. Karşısına kasap Ahmet çıkmış. Hanıma sarkıntılık etmiş, Hanım “Çekil, bana sataşma, ben bildiğin kadınlardan değilim. Seninle bir tanışıklığımız da yok!” demiş. Kasap Ahmet, hiç aldırmamış. Hanımın baş örtüsünü çekerek “Tanışmıyorsak tanışalım!” diye sarkıntılığa devam etmiş. Bu sırada oradan kunduracı Ahmet Efendi geçiyormuş. Şadiye H., kendisine seslenmiş, “rica ederim, şu adama bir şey söyleyin. Beni bıraksın demiş!” demiş. Kunduracı Ahmet Ef., nasihat yollu bazı sözler söylemiş. Kasap, kızmış, kavga olmuş, hatta bir şahidin dediğine bakılırsa “Biz, Allahın cebinden peygamberi çalanlardanız!” falan gibi lâkırdılar da sarf etmiş, sövmüş, saymış. Bu vaziyet, biraz sonra kasabın sustalı çakı ile vurulması şeklinde neticelenmiş.

Dün mahkemede birçok şahit, bu arada Şadiye H. dinlenmiş, vak’ayı tahkikatta olduğu gibi anlatan Şadiye H., “Kasap Ahmet, buradaki Ahmet Efendinin burnuna bir yumruk vurdu. Ahmet Efendi yere düştü, ben korktum kaçtım. Sonra ne olduğunu görmedim” demiştir.
Diğer şahitler de aşağı yukarı vak’ayı ilk tahkikattaki tarzda anlatmışlar, sonra maznun vekili, müdaffa şahitleri göstermiştir.

Bu arada maznunun ceza usülü kanunu mucibince müstantiğin tebliğinden beş gün geçtiği halde bu hususta bir müracaatta bulunmadığı mevzuu bahsoldu. Müddei umumi kanunun sakit olduğu hallerde maznun lehine tefsir mümkün olduğunu, halbuki bu meselede sakit olmadığını söyledi. Maznun vekili müdafaa hakkından bahsetti.

Mahkeme, müzakereden sonra maznunun, istinkak dairesindeki ifadesinde mahkemede müdafaa şahidi göstereceğini söylediğine işaret ederek müdafaa şahitlerinin çağrılmasını kabul etti.

AddThis Social Bookmark Button

Akşam, 4 Kanunusani 1936

November 29th, 2007 Editör --- Adliyede, Siyaset Henüz yorum yapılmamış »

Suikasd tertip edenlerin muhakemelerine başlanıyor

İlk tahkikat bitti, sekiz kişi hakkında tahliye kararı verildi. Muhakeme edilecekler 8 kişidir. İçlerinde Urfa saylavı Ali Saip te vardır.

Ankara 3 (Telefonla) - Atatürkün aziz şahsına yapılmak istenilen suikast tertibinin ortaya çıkması üzerine Ankara müddeiumumiliği tarafından, içinde Urfa saylavı Ali Saip te olduğu halde 16 ….. hakkında ilk tahkikata girişilmişti. Hadisenin ilk tahkikat safhası bugün bitmiş, ve maznunlardan sekizinin meni muhakemesine ve diğer sekizi hakkında son tahkikatın açılmasına karar verilmiştir. Haklarında tahkikata başlanacaklar arasında Ali Saip te vardır.

Hadisenin son safhası hakkında Ankara müddeiumumisi Baha Arıkan şu beyanatta bulunmuştur:

-Atatürke yapılmak istenilen suikast faillerinin ne suretle yakalandıkları ve ne suretle haklarında dava açıldığını 19 teşrinievel 935 tarihli beyanatımda bildirmiştim. O tarihten bu tarihe kadar ilk tahkikat devam etti. Neticede karar hakimi maznunlardan sekizi hakkında meni muhakeme ve diğer sekizi hakkında da son tahkikatın açılması hakkında karar verdi. Meni muhakemelerine karar verilenler: Ahmet oğlu Ömer, Zerkuş oğlu Talip, Mirzaoğlu İsmail, İdris oğlu İsa ile maznunlardan Azizin kardeşleri olan Salih, Alim, Caferden ibarettir. Yahya, Arif, Aziz, Ali Saip, Şemsettin İdris, Şaban, İsmail namlarında 8 maznun hakkında son tahkikatın açılmasına karar verilerek ceza kanununun 168 inci maddesine mümas görülen fiillerden dolayı muhakemelerinin icrası için ağır ceza mahkemesine tevdi edilmişlerdir. Meni muhakemelerine karar verilenler bugün tahliye edileceklerdir.

Dosyalar ağır ceza mahkemesine tevdi edilmiştir. Muhakeme gününü mahkeme reisi tayin edecektir.

Matbuat kanununun 35 inci maddesi mucibince bu tahikata ait havadis neşri menedilmişti. Bu memnuiyet ilk tahkikat zamanına münhasırdı. İlk tahkikatı bugün bitmesine nazaran bu memnuiyet te artık mevzuu bahs değildir.

Ancak efkârı âmmeyi tahdiş edecek her hangi bir havadis neşri ceza kanununun memnu bir fiilidir. Esasen gazetecilerimizden böyle uygunsuz havadislerin neşredilmesi beklenemez. Bununla beraber bu işe ait havadisler neşredilirken memuriyetimize müracaat edilerek tevsiki cihetine gidilmesini de matbuatın kendi menfaati iktizasından gördüğümü ayrıca ilave ederim.

(168 inci madde şudur: “Her kim 125, 128, 146, 147 ve 156 ıncı maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder, yahut öyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı veya hususî bir vazifeyi haiz olursa on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur.

Cemiyet ve çetenin sair efradı beş seneden on seneye kadar ağır hapis ile cezalandırılır)

AddThis Social Bookmark Button

Sanasaryan Hanı ve Ermeniler

November 25th, 2007 Editör --- Adliyede, Azınlıklar Henüz yorum yapılmamış »

İkdam, 27 Birincikanun 1928

Dün ikinci hukuk Mahkemesi Sanasaryan hanı davasile iştiğal etti. Evvelce de yazdığımız veçhile, mahkeme, Paytik Naroyan efendinin ikameyi davaya hakkı olup olmadığına dair bir karar verecekti.

Celsenin küşadında reis patrikhane vekillerinin mütevelli olup olamayacakları hakkındaki iddialarının gayri varit olduğunu beyan ederek tevcih cihat kanununun elan mer i bulunduğunu, binaenaleyh meselenin mezkür kanun alıkâmı mucibince tetkik edileceğini ilâve etmiştir. bu munasebetle mahkemenin hitamına kadar, Sanaryan Hanının idaresinin yed i adle tevdiine, ayrıca karar verilmiş ve evkaf müdürü Süleyman bey tayin edilmiştir. Mahkemenin hitamına kadar hanın kiralarını tahkikat hakimi Osman beyin nezaretinde olarak yedi adle tarafından tahsil edile cek, siğorta bedelleri tediye edilecek ve tamirat yapılacaktır.

Patirikhane vekilleri bunun üzerine, Patirikhane meselesinin Lozan Muahedenamesile hal edilmiş olduğunu, binaen aleyh mütevellik meselelerinin tevcihi cihat kanunu ile alâkası olmadığını beyan ettiler. Mahkeme noktayı nazarında israr ederek mahkemeyi ikinci kânunun dokuzuncu gününe tehir etmiştir.


AddThis Social Bookmark Button