Haber Akşam Postası, 25 Eylül 1937
Aşık olanlar derler ki “ağzımızda bir lokma yemek bile büyüyor, sevgiliyi düşünmekten damarlarımız patlıyacak gibi oluyor, içimiz bağrımız taş kesildi!.”
Aşık olmıyanlar cevap verirler: “Size kim dedi gidip gönlünüzü aşiftelere kaptırasınız diye! Lâyıktır size; çekiniz cezanızı!.”
Doktorlara soruyorsunuz, onlar da şu mütalealarda bulunurlar:
“-Evet, her kalb ağrısı uzvî bir maraz ifade etmez. Sevenlerin de kalbi tıpkı hastaların ki gibi sızlar, ağrır, lüzumundan fazla atar, türlü türlü âraz gösterir. Fakat bunlara aldırmamalıdır. Herkesin başından gelip geçen şeylerdir. Hattâ kuvvetli bir aşk, hazım cihazı üzerinde müthiş aksülâmeller, yapar, hazım bozulur, iştiha kesilir, dil bir karış pas tutar.
Âşıkın maneviyatı da bozuktur. Bütün dünyanın yükü omuzlarına binmiştir sanar kendini. Vücut çabucak yorulur, renksizlik başlar. Velhasıl bizleri bişe şaşırtan türlü âraz başgösterir.”
Aşk da dahil olduğu halde şiddetli heyecanları şöyle sıralamak kabildir:
AŞK
Âşık mukabele gördüğü zamanda; kendini yedi kat göklerde uçuyorum sanır. Bütün düşünceleri bir tarafa atmış sevdiği kadından başka hiç bir şeye aldırış etmez. Âdeta sarhoş gibidir. Artık hiç bir engelin âşıka ümitsizlik vermesi imkân dahilinde değildir. Çünkü sevdiğinden mukabele görmektedir. Her şey, bütün dünya sanki ona râmolmuştur.
Bütün vücut ve mefkûre çelik gibi kuvvetlidir. Bu ikisi bu kadar metin olunca hayatta insan neye muvaffak olmaz ki!
Fakat, âşık mukabele görmeyince; sanki kanı içten akıyormuş gibi, dimağı ve vücudu yorgun, bitkin bir haldedir. Bacaklarda kuvvetten eser yoktur. Sevdiğinizin son görüşünüzde söylediği acı sözler kulaklarınızı hâlâ çınlatırken nefesiniz kesilecekmiş gibi tuhaf haller hissedersiniz. Şen kahkahalar artan genç, artık dut yemiş bülbül gibi susmuştur. Ağzını bıçak açmaz. Suratından düşecek, bin parça olacak gibidir sanki!.
Mukabele görmiyen âşık kalblerinin rontgen ile alınan resimleri, bu uzvun sekiz on santimetre daha büyüdüğünü de göstermektedir.
Keder
Kederlenmek de müthiş yorucu bir heyecandır. Cümlei asabiyeye yayılan bedbinlik bütün bünyeyi sarsacak kadar kuvvetlidir. Sempatik âsap müthiş gergin bir haldedir.
Kederli insanın ağlaması, asabî buhrana tutulması kadar tabiî bir şey olamaz. Vüvut yorgun ve bezgin bir hale gelir. Kan vücutta lâyıkiyle cevelân demediği için kederli insan çok çabuk yorulur ve en ufak bir şeyden mütecessis olur.
Kararsızlık
İnsanlara vazifenin ayrı, temayülünün de başka bir yol gösterdiği zamanlarda hasıl olan kararsızlık kadar fena bir şey yoktur. Kararsızlığın insanı kavgacı yaptığı gibi uyuşuk bir hale getirdiği de vâkidir. Tereddüt müthiş bir derttir.
Hasta türlü türlü ve teşhisi gayri kabil âraz gösterir. Yegâne çaresi vaziyeti olduğu gibi ve her türlü hissiyattan arî olarak mütalea ve hiç bir hisse tâbi olmadan karar vermektir.
Korku
Heyecanların en menhusu korkudur. Bazı insanlar korktukları şeyi bildikleri halde, bazıları da neden korktuklarını bile bilmezler.
Neden korktuklarını bilenler daha mesutturlar. Çünkü bunlar bir derceye kadar kendilerini tedavi edebildikleri halde neden korktuklarını bilmiyenlern hali yamandır.
Onlara hiç ummadıkları bir şey korku verebildiği gibi, en korkulacak şeyden de korkmadıkları zamanlar olur. Korkudan mustarip olanların da suratları asık, baş ve mideleri ağrılıklıdır. Hiç gülmezler ve son derece mağmum halleri vardır. Bunlara ilâ. kâr etmez. Tedavi kendi kendilerindedir.
Kibir
Kibirli insan da hastalık nevinden bir heyecan içinde yaşıyor demektir.
Kibirliler mücadeleci, hattâ kavgacı olurlar. Bu hastalığı senelerin verdiği tecrübeden başka bir şey iyi edemez.
Beşerî heyecanların yukarıda saydığımız bir kaçı işte biz insanlar üzerinde bu gibi aksülâmeller husule getirmekte ve böylece keyfimizi ve sıhhatimizi kaçırmaktadır. Şu halde bunlara tutulmamak için ne yapmalı, ne gibi tedbirler almalıyız.
En kestirme tedbir, gizli emellerinizi içinizde saklamamak, bunları meydana vurarak açıkça münakaşa ve bir karara bağlamaktır. Gizli düşünceler besliyen bir erkek, yahut bir kadının mesut olmasına imkân yoktur. Tahtelşuura gizlenen tatmin edilmedik emeller insanların maneviyatını kemiren dertlerindendir.
Dertleşmek kadar iyi bir deva yoktur. Sevdiğiniz itimat ettiğiniz insanlarla dertleşmekte hiç bir mahzur yoktur. Hattâ bir doktora bile bütün hayat sırlarını anlatmak ve onun vereceği tavsiyelere riayet etmek çok faydalı olabilir.
Yok, bu tavsiyelere riayet etmez de bütün heyecanlarınızı içinize akıtır ve gizli gizli, heyecanlarınızın kurbanı olarak yaşarsanız, şunu iyi biliniz ki sonradan fena halde pişman olacaksınızdır.