<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Cumhuriyet Dönemi Türkçe Haber Arşivi</title>
	<link>http://sonposta.org</link>
	<description>Son Posta</description>
	<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 22:33:44 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Filistinde suikast</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/597</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/597#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 22:33:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/597</guid>
		<description><![CDATA[Bir İngiliz komiseri öldürüldü

Haber Akşam Postası, 27 Eylül 1937
Londra, 27 (Hususî)- Filistinde dün ümid edilmedik bir hâdise olmuştur. Galilenin İngiliz komiseri Andrevvs maiyet polisiyle beraber arab tethişçileri tarafından öldürülmüştür.
İngiliz makamları, Filistin hâdiselerine ciddiyet veren bu hâdiseden sonra şiddetli tedbirler almıya karar vermiştir. Haber burada heyecanla karşılanmıştır.
Suikastçiler henüz yakalanmamıştır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir İngiliz komiseri öldürüldü</strong><br />
<strong></strong></p>
<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 27 Eylül 1937</strong></p>
<p>Londra, 27 (Hususî)- Filistinde dün ümid edilmedik bir hâdise olmuştur. Galilenin İngiliz komiseri Andrevvs maiyet polisiyle beraber arab tethişçileri tarafından öldürülmüştür.</p>
<p>İngiliz makamları, Filistin hâdiselerine ciddiyet veren bu hâdiseden sonra şiddetli tedbirler almıya karar vermiştir. Haber burada heyecanla karşılanmıştır.</p>
<p>Suikastçiler henüz yakalanmamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/597/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün muallimlerle hasübhali</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/596</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/596#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 22:15:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yurtta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/596</guid>
		<description><![CDATA[Haber Akşam Postası, 27 Eylül 1937
Türk Tarih cemiyeti asbaşkanı profesör Afet dün saat 16 da ikinci tarih kurultayına iştirak eden muallimler şerefine Beylerbeyi sarayında bir çay ziyafeti vermiş ve ziyafeti Büyük Önder Atatürk huzurlariyle şereflendirmişlerdir.
Atatürk, Beylerbeyi sarayına geldikleri zaman refakatlerinde maarif vekili Saffet Arıkan, nafia vekili Ali Çetinkaya, Bükreş elçimiz Suphi Tanrıöver ve diğer zevat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: bold"><span style="font-style: italic">Haber Akşam Postası</span>, 27 Eylül 1937</span></p>
<p>Türk Tarih cemiyeti asbaşkanı profesör Afet dün saat 16 da ikinci tarih kurultayına iştirak eden muallimler şerefine Beylerbeyi sarayında bir çay ziyafeti vermiş ve ziyafeti Büyük Önder Atatürk huzurlariyle şereflendirmişlerdir.</p>
<p>Atatürk, Beylerbeyi sarayına geldikleri zaman refakatlerinde maarif vekili Saffet Arıkan, nafia vekili Ali Çetinkaya, Bükreş elçimiz Suphi Tanrıöver ve diğer zevat bulunuyordu.</p>
<p>Beylerbeyi sarayında bir müddet hasbıhalde bulunan Atatürk muallimlerle beraber Akay idaresinin Göztepe vapuruna binmmişlerdir. Vapur, Kandilliye kadar bir tur yaptıktan sonra Köprüye dönmüşlerdir.</p>
<p>Atatürk, köprüde muallimlere veda ederek vapurdan ayrılmış ve otomobille saraya gitmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/596/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Inkilâp resim sergisi Teşhir edilecek eserlerin toplanmasına başlandı</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/595</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/595#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 22:03:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/595</guid>
		<description><![CDATA[Haber Akşam Postası, 12 İlkteşrin 1937
Cumhuriyet bayramında Ankarada açılacak büyük inkılâp sergisi için hazırlanan eserler toplanmağa başlamıştır. Bu sene serginin fevkalâde zengin ve yüksek olacağı anlaşılmaktadır. İnkılâp sergisine güzel sanatlar birliği, müstakil ressam ve heykeltraşlar birliği ve &#8220;D&#8221; grupu sanatkârları iştirak etmektedirler.
Memleketimizdeki sanat teşekküllerinin ikincisi olan müstakil ressam ve heykeltraşlar birliği şimdi Samsunda kurmuş ooldukları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 12 İlkteşrin 1937</strong></p>
<p>Cumhuriyet bayramında Ankarada açılacak büyük inkılâp sergisi için hazırlanan eserler toplanmağa başlamıştır. Bu sene serginin fevkalâde zengin ve yüksek olacağı anlaşılmaktadır. İnkılâp sergisine güzel sanatlar birliği, müstakil ressam ve heykeltraşlar birliği ve &#8220;D&#8221; grupu sanatkârları iştirak etmektedirler.</p>
<p>Memleketimizdeki sanat teşekküllerinin ikincisi olan müstakil ressam ve heykeltraşlar birliği şimdi Samsunda kurmuş ooldukları sergiden sonra açacağı yeni sergilere şimdiden hazırlanmaktadır. Müstakil ressam ve heykeltraşlar birliği sanat cereyanını ilk defa İstanbul haricine ve sergileri Galatasaray lisesi ve civarı dışına çıkarmağa muvaffak olan teşekküldür.</p>
<p>Bir sene zarfında sırasile Zonguldak, Bursa, Balıkesir, Ankara ve Samsunda sergiler açan ve gene buralarda sanat kültürü etrafında konferanslar veren birlik Anadolunun daha iç vilâyetlerinde sergiler açmak kararındadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/595/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Süreyya Paşanın Kadıköyündeki sinmasına haciz kondu</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/594</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/594#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 13:06:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şehir Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/594</guid>
		<description><![CDATA[Vakit, 12 Kânunusani 1930
Süreyya Pş. Kdıköyündeki tiyatro binasını yaptırdıktan sonra, civardaki Hale sinemasını da Emlâki milliyeden kiralamış, bu suretle Kadıköyünde rakipsiz, yalnız kendi tiyatro ve sinemasını işletmiye başlamıştı. Hale sineması, kirası Süreyya Pş. tarafından verilmek şartile bir müddet kapalı kaldı.
Süreyya Pş. bu tetbir neticesinde kendi tiyatrosunun büyük bir rağbet göreceği, halka bu suretle bir hizmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Vakit</em>, 12 Kânunusani 1930</strong><a href="http://sonposta.org/wp-content/uploads/dscn9218.JPG"><img src="http://sonposta.org/wp-content/uploads/dscn9218.JPG" align="right" border="3" height="150" hspace="5" vspace="5" width="73" /></a></p>
<p>Süreyya Pş. Kdıköyündeki tiyatro binasını yaptırdıktan sonra, civardaki Hale sinemasını da Emlâki milliyeden kiralamış, bu suretle Kadıköyünde rakipsiz, yalnız kendi tiyatro ve sinemasını işletmiye başlamıştı. Hale sineması, kirası Süreyya Pş. tarafından verilmek şartile bir müddet kapalı kaldı.</p>
<p>Süreyya Pş. bu tetbir neticesinde kendi tiyatrosunun büyük bir rağbet göreceği, halka bu suretle bir hizmet ifa edebileceği kanaatinde idi. Filvaki büyük, muhteşem, mobilyalı bir yerde eğlenmek başka, küçük, basık, zevksiz bir yerde eğlenmek başka&#8230; Yani Süreyya Pş. nın istediği para değil, rağbetti. Çünkü Hale sinemasını kapatmak için verdiği kira, yeni tiyatro binasından çıkarılamıyordu.</p>
<p>Bu hâl bir müddet böylece devam etti. Sonra Kadıköyünde ihtiyaç üzerine iki sinema açılması lâzım geldi. Süreyya Pş. bunun üzerine Haleyi de işletmiye başladı. Fakat bilet satışı masrafı korumuyordu açık verdi, ve nihayet emlâki milliye kira bedelini Süreyya Pş. dan alamamaya başladı. Borç 1200 lirayı buldu.</p>
<p>Bu vaziyet karşısında emlâki milliye Hâle sineması gişesine dünden itibaren haciz koymuştur. Haciz 1200 lira alınıncıya kadar devam edecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/594/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tasarruf bahsinde kürkü de unutmıyalım</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/592</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/592#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 13:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yurtta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/592</guid>
		<description><![CDATA[Kürk için bir senede harice 700,000 lira veriyoruz

Bir kürk manto temini için borca giren buhran geçiren aileler var

Vakit, 2 Kânunusani 1930

Millî iktısat ve tasaaruf mücadelesinde kahve ve çayın ihlamura tahviline ve yahut mümkün olduğu kadar az içilmesine çalışılır, ipeklilerin yerli ipeklilerle, lâvanta ve ıtriyatın yerli lâvanta ve kır çiçeklerile mübadelesine gayret edilirken kürk manto iptilâsından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kürk için bir senede harice 700,000 lira veriyoruz<br />
</strong></p>
<p><strong>Bir kürk manto temini için borca giren buhran geçiren aileler var<br />
</strong></p>
<p><strong><em>Vakit</em>, 2 Kânunusani 1930<br />
</strong></p>
<p>Millî iktısat ve tasaaruf mücadelesinde kahve ve çayın ihlamura tahviline ve yahut mümkün olduğu kadar az içilmesine çalışılır, ipeklilerin yerli ipeklilerle, lâvanta ve ıtriyatın yerli lâvanta ve kır çiçeklerile mübadelesine gayret edilirken kürk manto iptilâsından da pekâlâ vaz geçebiliriz kanaatindeyiz.</p>
<p>Tasarruf cemiyeti bir sene zarfında verilecek balolarda ayni elbisenin giyilmesini hanımlarımızdan rica ederken bu nokta hakkında da işarette bulunacağına ümit ediyoruz.</p>
<p>Kürk iptilâsının millî servetimizden bir senede çektiği paranın miktarını ne kadar tahmin edersiniz? Tam 700000 lira! Ve bu para sadece gümrük idaresinin kaydettiği bir rakamdan ibarettir. İşin maddî ve manevî zararları bu kadarla asla kalmıyor. Zengin ailelerden bahsetmiyoruz. fakat nice orta halli aileler ve memurlar sınıfı vardır ki ev halkından birisinin kürk mantoya matuf arzu ve ısrarını yerine getirmek için nelere katlandıklarını ufak bir merak bize aşağı yukarı anlatmıya kâfi gelir.</p>
<p>Dinlediğimiz hikâyeler içinde bir kürk manto mukabilinde satılan veya rehine konulan evlere &#8230; aylarca ödenmek bilmiyen maaş mukabili fahiş faizli istikrazlara bol bol tesadüf ediliyor. 250 liradan başlıyarak 2000 liraya kadar çıkan bir kürk mantoyu, meselâ ayda 120 lira kazanan bir memur başka türlü nasıl temin edebilir ki. Şu halde bu madde yüzünden millî servetimizden kaybettiğimiz paranın yalnız (700) bin lira olduğunu kim iddia edebilir.<br />
&#8230;</p>
<p><strong>Kürk yerine kumaş!<br />
</strong>Yukarıda da işaret ettiğimzi gibi millî tasarruf mücadelesinde ilga edeceğimiz lüks eşya meyanına kürkü de pekâlâ ithal edebiliriz. Kürk yerine zarif mantolar yapacak güzel kumaşlarımız vardır. Belki bir kürkü kalın kumaşlarla ısıtmak noktasından mukayese edecekler bulunabilir. Bu noktayı biz de düşündük ve buna cevap vermesi için Dr. Ali paşadan rica ettik. Bakınız muhterem doktor ne diyor:</p>
<p>-Çok mühim bir noktaya işaret ediyorsunuz. Memleketimiz Sibirya değildir. Bir kürkün yerine pekâlâ yerli kumaşlarımız ikame edilebilir. Kürkün sıhhî noktadan kalın kumaşlardan farkı yok gibidir. Esasen bu noktaya hanımlarımızın ekserisi itiraz edemezler zannediyorum.</p>
<p>Biz nice aileler biliriz ki gıdasından kesmiş, hayata değil, bir kürk mantoya kıymet vermiştir. Hem efendim cidden garip. Eskiden kürklere ihtiyarlar rağbet ederlerdi. Kürk ihtiyar işi idi. Şidmi bunu gençler süs telâkki ediyorlar.<br />
Milyonlarca liramız bu ve bunun gibi &#8220;Süs&#8221; telâkkilerinden Avrupaya akıyor. Çok yazık.</p>
<p>Çok temenni ederim ki lüzumsuz süslerden artık vaz geçelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/592/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Musolini Berline damadı ile beraber gidiyor</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/591</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/591#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 12:52:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/591</guid>
		<description><![CDATA[Haber Akşam Postası, 18 Eylül 1937
Berlin 18 (Hususî)-İtalyan başvekili Musolini Berline damadı Kont Çiano ile beraber gidecektir. İtalyan başvekilinin ikametine Hindenburg sarayı tahsis edilmiştir. Ziyaret 27 eylülde yapılacaktır.
Berlin Brandenburg kapısından girecek olan Musolini başvekâlet dairesinde ilk resmî görüşmelerde bulunacaktır. Bilhassa kabinenin bütün kadrosile yapacağı bir içtimada İtalyan başvekili ve hariciye nazırının da bulunacağı anlaşılmıştır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 18 Eylül 1937</strong></p>
<p>Berlin 18 (Hususî)-İtalyan başvekili Musolini Berline damadı Kont Çiano ile beraber gidecektir. İtalyan başvekilinin ikametine Hindenburg sarayı tahsis edilmiştir. Ziyaret 27 eylülde yapılacaktır.</p>
<p>Berlin Brandenburg kapısından girecek olan Musolini başvekâlet dairesinde ilk resmî görüşmelerde bulunacaktır. Bilhassa kabinenin bütün kadrosile yapacağı bir içtimada İtalyan başvekili ve hariciye nazırının da bulunacağı anlaşılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/591/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güzellik kraliçesi alışverişi</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/590</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/590#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 12:51:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/590</guid>
		<description><![CDATA[Fransada güzel kızları kandıran bir şebeke yakalandı

Haber Akşam Postası, 18 Eylül 1937

14 ile 28 yaş arasında altı güzellik kraliçesi, Fransanın Nis şehrinden Korsika adasına kaçırılmaktayken, zabıta tarafından beyaz kadın tacirlerinin elinden alınmıştır.
Korsikada bar işleten Jean Starth isimli bir erkek ve Seuve isimli bir kadın, &#8220;adam ayartıp kaçırtma&#8221; suçuyla tevkif edilmişlerdir.
Bir müddettenberi zabıta, Starth&#8217;in barına sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fransada güzel kızları kandıran bir şebeke yakalandı<br />
</strong></p>
<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 18 Eylül 1937<br />
</strong></p>
<p>14 ile 28 yaş arasında altı güzellik kraliçesi, Fransanın Nis şehrinden Korsika adasına kaçırılmaktayken, zabıta tarafından beyaz kadın tacirlerinin elinden alınmıştır.</p>
<p>Korsikada bar işleten Jean Starth isimli bir erkek ve Seuve isimli bir kadın, &#8220;adam ayartıp kaçırtma&#8221; suçuyla tevkif edilmişlerdir.</p>
<p>Bir müddettenberi zabıta, Starth&#8217;in barına sık sık gelen güzel kızlardan şüpheye düşerek bu adamın izini takip etmekteydi.<br />
Yapılan tahkikat neticesinde kızlardan bir çoğunun Riveiera sahillerinde yapılan güzellik müsabakalarına namzet olarak giren ve sonra Korsikada bir terzi salonu için kendilerine mankenlik teklif edilen kızlar olduğu anlaşılmıştır. Bununla beraber, kızlar adaya geldikleri zaman, ellerindeki mukavelenamelerin muteber olmadığı kendilerine söylenmekte ve barlarda çalışmağa mecbur edilmekteydiler. Birçoğu da sonradan harice gönderilmekteydi.</p>
<p>Birkaç gün evvel zabıta, Starthın en güzel kızı seçtiğini ve sonradan bu kızlardan altı tanesine Madame Seuven müessesesinde çalışmak üzere iş teklif ettiğini öğrenmiştir.</p>
<p>Nihayet bundan üç gün evvel, altı güzel kız, kendilerine angaje denlerle birlikte, Korsikaya gitmek üzere vapur iskelesinde buluşmuşlar ve kendilerini gözliyen polis derhal baskın vererek Staarth ile Seuve&#8217;i yakalamış, bu suretle iğfal edilen güzel Fransız kızlarını, beyaz kadın tacirlerinin elinden kurtarmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/590/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tarih Kongresi çalışmasını bitirdi</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/589</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/589#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 12:49:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/589</guid>
		<description><![CDATA[Dünkü celsede Pr. Afet tezini izah etti, yabancı profesörler nutuklar söylediler

Haber Akşam Postası, 26 Eylül 1937

İkinci Türk Tarih kongresi dün son toplantısını yapmıştır.
Sabahki seksiyon toplantılarından sonra umumî heyet toplantısı saat on dörtte maarif vekili Saffet Arıkanın başkanlığında yapılmıştır.
İlk sözü Alman profesör Hartman almış, yeni Türkiyeden bahsetmiştir. İkinci celse Atatürkün huzurile ve yine Saffet Arıkanın riyasetinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünkü celsede Pr. Afet tezini izah etti, yabancı profesörler nutuklar söylediler<br />
</strong></p>
<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 26 Eylül 1937<br />
</strong></p>
<p>İkinci Türk Tarih kongresi dün son toplantısını yapmıştır.</p>
<p>Sabahki seksiyon toplantılarından sonra umumî heyet toplantısı saat on dörtte maarif vekili Saffet Arıkanın başkanlığında yapılmıştır.</p>
<p>İlk sözü Alman profesör Hartman almış, yeni Türkiyeden bahsetmiştir. İkinci celse Atatürkün huzurile ve yine Saffet Arıkanın riyasetinde açılmıştır. Vekillerin de hazır bulunduğu bu celsede profesör Afet &#8220;Türk-Osmanlı tarihinin karakteristik nokralarına bakış&#8221; mevzulu tezini büyük bir belâgat ve muvaffakiyetle okumuş, sık sık alkışlanmıştır.</p>
<p>Profesör Osmanlı imparatorluğunun kuruluşundan başlamış, içtimaî teşkilâtı Türk kültürünün inkişafı, ekonomik teşkilât, imparatorluğun azamî tevessü, inhitatın sebebleri, ıslahat teşebbüslerini ve manasını anlatmıştır.</p>
<p>Profesör Afetin tezinden sonra seksiyonların mesailerine ait zabıtlar okunmuş, reye konarak kabul edilmiştir.<br />
Bundan sonra kongre reisi son gün münasebetiyle bazı profesörlerin söz istediklerini bildirerek bunlara birer birer söz vermiştir.</p>
<p>Profesör Hartman ilk sözü alarak şöyle demiştir:</p>
<p>&#8220;-Eğer teşekkürlerimizi kelimelerden başka bir şekilde de ifade edebilirsek, kendimizi bahtiyar addedebileceğimize emin olabilirsiniz. Türk tarihini daha derin anlamak için hepimiz candan gayret edeceğiz, bunu size vaadediyorum.&#8221;</p>
<p>Profesör Menghin&#8217;in sözleri:</p>
<p>&#8220;-Bize fevkalâde bir lûtufkârlıkla bu hâdiseyi yaşamak fırsatını verdiniz.Buna karşı en samimi teşekkürlerimizi sunarız ve ayni zamanda dahi Önderinizin daima yükselen devletinin ve halkının bütün bu inkişafları semerelerini şerefli bir sulh içinde zevk ile idrak etmesini dileriz.&#8221;</p>
<p>Profesör Rypka, Avrupanın en eski üniversitesi olan Şarl üniversitesi ile Çekoslavakya şark enstitüsünün hürmet ve sevgilerini türkçe olarak bildirerek şöyle demiştir:</p>
<p>&#8220;-Şimdiye kadar koyu karanlıklar içinde kalmış bazı meseleler aydınlanmağa başlamıştı. İmparatorluk devri bu meselelerin halline yardım edemedi. Ancak Türkiye Cumhuriyeti münevver hükûmeti ve bilhassa Reisicumhur sayesindedir ki hakikî ve ilmî bir tarih, yüksek himaye ve irşatlar altında inkişaf edebilir.</p>
<p>Fransız profesörü Delaporte, Oksford üniversitesi profesörlerinden Mayres memleketleri namına saygı ve sevgilerini bildirdiler.</p>
<p>İngiliz profesörü ezcümle şöyle demiştir:</p>
<p>&#8220;-Kongrenin bizzat Türk Cumhurreisi Atatürkün himayesi altında bulunması ve içtimaların sık sık onun huzuru ile şereflenmesi bu hâdiseye hususî bir ehemmiyet verdi. Bu suretledir ki yalnız ileriye değil mazisine de bakmasını bilen ve mazisine bakarak istikbalinin yolunu tayin eden bir millet için tarihî tetkikler ancak ehemmiyet kazanabilir. Kongrenin İngiliz azaları Türk Tarih kurumuna ve onun hâmisi olan Atatürke kalpten gelen hayranlıklarını ve şükranlarını sunarlar ve ilmin terakkisi ile beraber yürüyen büyük saadeti dilerler.&#8221;</p>
<p>Leh profesörü Trzevorskai de şöyle demiştir:</p>
<p>&#8220;-Temennimiz, bizim için pek aziz olan Türk milletinin, Büyük Önderinin dahiyane ve kuvvetli idaresiyle tarihinin pek şanlı yapraklarına yeni yapraklar ilâve etmesidir.&#8221;</p>
<p>İtalyan profesörü Rossi türkçe olarak şunları söylemiştir:</p>
<p>&#8220;-Türkiye ile İtalya arasındaki kültürel münasebetlerin daha büyük semereler vermesini temenni ederiz. Türk tarih kurumundan bir ricamız vardır ki, o da Türk-İtalyan bibliyografyası tertip edilmesi hakkında ileri sürdüğümüz teklifimizin kurum tarafından teyit edilmesidir. Ta ki, bu eser müşterek mesainin neticesi olarak daha iyi bir surette fiile getirilsin.<br />
Yaşasın Atatürk&#8217;ün Türkiyesi.&#8221;</p>
<p>Bundan sonra Macar profesörü Comte Ziçi Macaristan namına demiştir ki:</p>
<p>&#8220;-Bu kadar yüksek cengâverlik ve siyaset an&#8217;anelerine malik milletinizin şimdi garp medeniyetimizin de faal bir yapıcısı olduğunu görmekle bahtiyarız. Büyük şefin bu değişiklikte ne kadar yüksek ve büyük bir rol oynadığını biliyor ve daha çok uzun yıllar muhterem ve Büyük Önderin size, gösterdiği yolda, rehber olmasını temenni ediyoruz.</p>
<p>Romanya profesörü Nestor, Yunan Profesörü Marinatos da kongre hakkında tahassüslerini bildirmişlerdir.</p>
<p>Son olarak başkan Saffet Arıkan kapanış nutkunu söylemiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/589/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kız yüzünden 6 kişi arasında kavga</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/588</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/588#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 12:47:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Vukuat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/588</guid>
		<description><![CDATA[Haber Akşam Postası, 27 Eylül 1937
Dün Üsküdarda kalabalık bir genç grupu bir kıza atılan söz yüzünden birbirine girmiştir.
Asım, Sabri, Hamdi oğlu Sabahaddin ve Cemal oğlu Haşim &#8220;Valdeatik&#8221; mahallesinde oturan Leman isimli kızın yanından geçerken bunlardan Sabri ile Haşim sarhoş oldukları halde söz atmışlardır. Buna sinirlenen Kemal ile Sabahaddin de Sabri ile Haşimi döğmüşlerdir. Bu suretle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 27 Eylül 1937</strong></p>
<p>Dün Üsküdarda kalabalık bir genç grupu bir kıza atılan söz yüzünden birbirine girmiştir.</p>
<p>Asım, Sabri, Hamdi oğlu Sabahaddin ve Cemal oğlu Haşim &#8220;Valdeatik&#8221; mahallesinde oturan Leman isimli kızın yanından geçerken bunlardan Sabri ile Haşim sarhoş oldukları halde söz atmışlardır. Buna sinirlenen Kemal ile Sabahaddin de Sabri ile Haşimi döğmüşlerdir. Bu suretle ortaya bir kavga çıktığından zabıta hepsini yakalamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/588/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avusturyada Hitlerci Tedhişçiler</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/587</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/587#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 May 2008 13:56:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dış Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/587</guid>
		<description><![CDATA[Son Posta, 11 Temmuz 1934
Viyana, 10 (A.A.) - Avusturyada Nazilerin tethiş hareketi devam etmektedir. Viyana yakininde bir Nazi, bir gazinonun kumar salonuna bomba koyarken tevkif edilmiştir.
Karistie&#8217;de bir jandarma devriyesine hücum eden ve jandarmalardan birini ağır surette yaralıyan üç Nazi tevkif edilmiştir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Son Posta, </em>11 Temmuz 1934</strong></p>
<p>Viyana, 10 (A.A.) - Avusturyada Nazilerin tethiş hareketi devam etmektedir. Viyana yakininde bir Nazi, bir gazinonun kumar salonuna bomba koyarken tevkif edilmiştir.</p>
<p>Karistie&#8217;de bir jandarma devriyesine hücum eden ve jandarmalardan birini ağır surette yaralıyan üç Nazi tevkif edilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/587/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hurrem Sultan Rus mudur, Türk mu?</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/586</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/586#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 May 2008 13:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Köşe Yazarları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/586</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı sarayında Türk kadınlar

Haber Akşam Postası, 3 Eylül 1937

İddia yeni değil ama cevap veren olmadığı için, hatırıma gelmişken yazayım dedim.
Bir müddet evvel, son imparator Vahideddin&#8217;in beyanlarından birine atfettiği bir takım hatıraları neşretmek vaadinde bulunurken Tan gazetesi tahrir heyeti bir parça büyücek bir tarihî gaflet göstermişti. Vahideddinin meşu&#8217;m hayatına iştirak etmek talisizliğine tutulmuş olan zavallı bayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Osmanlı sarayında Türk kadınlar<br />
</strong></p>
<p><strong><em>Haber Akşam Postası, </em>3 Eylül 1937<br />
</strong></p>
<p>İddia yeni değil ama cevap veren olmadığı için, hatırıma gelmişken yazayım dedim.</p>
<p>Bir müddet evvel, son imparator Vahideddin&#8217;in beyanlarından birine atfettiği bir takım hatıraları neşretmek vaadinde bulunurken Tan gazetesi tahrir heyeti bir parça büyücek bir tarihî gaflet göstermişti. Vahideddinin meşu&#8217;m hayatına iştirak etmek talisizliğine tutulmuş olan zavallı bayan Nevzad bu gazetenin sütunlarında bize şöyle takdim edilmişti:<br />
&#8220;Osmanlı sarayının ilk kadınefendisi.. 600 yıl içinde imparatorluk sarayına girebilmiş ilk Türk kızı.., Yani bayan Nevzadı, bir Osmanlı hükümdarının nikâh ile aldığı ilk kadın olarak ve sarayda rolü ve manası olmuş ilk Türk kızı olarak göstermeğe yeltenmişlerdir.</p>
<p>Tarih hocası ve tarih profesörü geçinip tarih ve roman arasındaki farkı sezemediklerini zaman zaman bize öğretmiş olanlar bu iki iddianın tarihî hakikatlere uygunsuzluğu karşısında nasıl sustular bilmem. Halbuki Tan tahrir heyetinin tarihiî hatasını isbat etmek için hiç de &#8220;büyük müverrih&#8221; olmaya lüzum yoktu.</p>
<p>Faraza denilebilir ki:</p>
<p>Osmanlı hanedanından gelen hükündarlar içinde nikâhla evlenmiş olanlar ve bu izdivaçlarını Türk kızlarile yapmış olanlar pek çoktur.</p>
<p>1-Birinci Osman, Adanalı Türk Şeyh Üdebalinin kızı Mal Hatun ile ve nikâhla evlenmiştir.<br />
2-Yıldırım Beyazıt su katılmamış bir Türk olan Germiyan oğlunun kızı Devlet Şah hatun ile ve nikâhla evlenmiştir.<br />
3-İkinci Murat su katılmamış Türk olan İsfendiyar oğullarından Kara Yahya Çelebinin hafidesi Hatice sultanla ve nikâhla evlenmiştir.<br />
4-Fatih ikinci Memhmet halis Türkmen olan Dolgadır oğullarından Süleyman beyin kızı ile ve nikâhla evlenmiştir.<br />
5-İmparator Kanunî Süleymanın meşhur karısı Hürrem haliskan Türktür.</p>
<p>Bu satırlar Osmanlı hükümdarlarının zevcelerine taallûk eden neseb meselelerinde fazla hassas olduğumuz için değil, sadece Tan gazetesi tahrir heyetine bir nasihat vermek ve tarihî mütalealara kalkışmazdan evvel hiç olmazsa birkaç tarih kitabı karıştırmak lâzım geleceğini ihsas tmek için yazılmıştır. Ve sanırım ki her şeyde aklı evvel olmak iddasında bulunan Tan tahrir heyeti bize verecek bir cevab bulamaz.</p>
<p><strong>Hurrum sultan Rus mudur?</strong><br />
Yukarıda Osmanlı tarihindeki kadınefendilerden bahsederken Hürrem sultanı da Türk olarak saymış olmam tarihçi geçinen bazı &#8220;erbabı kalem&#8221;in hayretini mucip olmuş olabilir. Zira bunlardan bir kısmı &#8220;İmparator kanunî Süleymanın meşhur karısı hangi millettendir?&#8221; şeklindeki sualin cevabı bulunmaz ebedî bir muamma olduğu kanaatindedirler. Diğer kısmı ise şöyle bir cevap vererek bu işi halledebildiklerine inanırlar:</p>
<p>&#8220;-Hurrem mi? Bu kadının asıl adı &#8220;Roxelane&#8221;dı. Kırım hanı tarafından saraya hediye edilmiş bir Rus cariye olduğu muhakkaktır.&#8221;</p>
<p>Halbuki Hurremin hangi milletten olduğunu tesbit etmek için uzun boylu tetkikata dahi lüzum yoktur. Sadece bir parça meraklı olmak kâfidir. Yani bu kadının asıl adı olduğu rivayet edilen Roxelane kelimesinin üzerinde durmak meseleyi halleder. Biz de tarihle uğraşmış olanlar arasında bu meraka tutulanlar yok değildir. Faraza rahmetli Ahmet Rasim bu kadından bahsederken isminin yanına bir muterize açıp (ihtimal ki: Rus demektir&#8221; der.</p>
<p>Niçin böyle demeğe lüzum görür. Zira o tarihe kadar &#8220;Roxalane&#8221; şeklinde bir &#8220;ismihas&#8221; mevcut değildir. Hurremin milliyetini kendisine atfolunan ilk ismihas delâletile tayine kalkışmış ise Ahmet Rasim on dördüncü ve on beşinci asırlarda Rusyada böyle bir ismihas kullanılmadığı neticesine pek tabiî olarak varmıştır. Eğer bu merak seyri ile biraz daha uğraşmış olsaydı Kırım hanlığı topraklarına yakın bir yerde Rokzolan adlı bir uruk bulunduğunu anlayabilecekti. Bu uruk o tarihlerde Don ve Dimyeper nehirleri arasında kesif bir halde yaşamakta olan Sarmatlara mensuptu ki Sarmatların ve Sarmat gibi Hrıstiyan olan Çuvaşların Türklüğü su götürmez. Anlaşılıyor ki bu kız Kırım hanının eline geçince mensup olduğu kabile adıyla çağrılmağa başlamış, &#8220;seni Çerkes seni!&#8221;, &#8220;Seni Çeçen kızı!&#8221;.. (Bre Arnavut) der gibi:</p>
<p>&#8220;-Kız.. Rokzolan!&#8221;</p>
<p>Denilmiş ve elden ele geçe geçe diller ona Rokzolan demeğe ve o da böyle bir çağrılışa:</p>
<p>-Efendim!</p>
<p>Cevabını vermeğe alışmış.</p>
<p>Ve Rokzolan kelimesi frenkler tarafından ve o tarihte İstanbulda bulunmuş elçiler tarafından &#8220;Rokzölan&#8221; şekline sokulmuş ve onlardan naklen bahseden garp müellifleri de bu ikinci şekli devam ettirip yaymışlar ve kabile adı olan Rokzolan&#8217;ı başka bir ismihas imiş gibi tanıtmışlardır.</p>
<p>Binaenaleyh;</p>
<p>&#8220;On altıncı milâd asrının ilk yıllarında Karadenizin şimal kıyılarında, Don ve Dimyeper nehirlerile sulanan arazide, Sarmatların Rokzolan kabilesi arasında dünyaya gelmiş olan Hurrem Kırım hanı kadar su katılmamış bir Türktü&#8221; dersek hakikati söylemiş oluruz.</p>
<p>Nizamttin Nazif</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/586/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Parasız seyircileri Elektrik cereyanile öldüren sinemacı</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/585</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/585#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 May 2008 13:22:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Vukuat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/585</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi Mersin mahkemesinde mevkuf olarak hesap veriyor

Haber Akşam Postası, 7 Eylül 1937
Mersin, 6 (Hususî muhabirimizden)- Mersinde belediye bahçesindeki sinemayı çevreliyen parmaklıklara elektrik cereyanı verilerek bir adamı kömür haline getiren facianın tafsilâtını evvelce vermiştim. Bu facianın muhakemesi şimdi burada yapılmaktadır.
Davada sinema kiracısı Halil Eserle, sinema memuru Mehmed Sabah ölüme sebebiyet suçuyla mevkuf bulunmaktadır. Son celselerde müdafaa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şimdi Mersin mahkemesinde mevkuf olarak hesap veriyor<br />
</strong></p>
<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 7 Eylül 1937</p>
<p></strong>Mersin, 6 (Hususî muhabirimizden)- Mersinde belediye bahçesindeki sinemayı çevreliyen parmaklıklara elektrik cereyanı verilerek bir adamı kömür haline getiren facianın tafsilâtını evvelce vermiştim. Bu facianın muhakemesi şimdi burada yapılmaktadır.</p>
<p>Davada sinema kiracısı Halil Eserle, sinema memuru Mehmed Sabah ölüme sebebiyet suçuyla mevkuf bulunmaktadır. Son celselerde müdafaa şahitleri dinlenmiş ve parmaklıklara verilen elektrik cereyanının mahiyeti ve cereyan verilmesi emrinin kimin tarafındn verildiği noktası üzerinde durulmuştur.</p>
<p>Suçlulardan Mehmet Sabah demir parmaklıklara verilen cereyanın manyeto cereyanı olduğunu iddia etmiştir. Facia vukubulur bulmaz tetkikat yapan fen heyeti verdiği raporda bu cereyanın 180 votluk bir şehir cereyanı olduğunu bildirmişti. Bu raporu veren Adana belediyesi elektrik fen memuru Yusuf Ziya ile Adana elektrik şirketi baş kontrolörü Yunus mahkemeye izahat vererek demişlerdir ki:</p>
<p>-Demir parmaklıklara verilen cereyanı götüren tel toprak teline demir parmaklıkların kırmızı boyaları kazınarak bağlanmıştır. Tahta olan bölmelere de cereyan tel köprülerle geçirilmiştir. Bu suretle parmaklıklara 180 voltluk cereyan verilmiştir. Bu cereyan da bir adamı öldürmeğe kâfidir.</p>
<p>Suçlu Mehmet Sabah, cereyanın manyeto ile verildiği iddiasını, tekrarlamıştır. Fakat şahitler, oradaki araştırmalarda manyeto makinesine tesadüf edilmediğini söylemişlerdir. Mahkeme başka bir güne bırakılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/585/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yenikapıdaki kazanın mesulü kim?</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/583</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/583#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 May 2008 13:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Vukuat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/583</guid>
		<description><![CDATA[Sünnet düğününde gazinonun çökmesiyle altı kişi ağır surette yaralandı

Haber Akşam Postası, 10 Eylül 1937

Dün saat on yedide Yenikapıda Sandıkburnunda feci bir kaza olmuştur.
Kızılay Kumkapı nahiyesi tarafından elli fakir çocuğun sünnet edilmesine karar verilmiş, bunun için de Sandıkburnunda Mehmet Raufun gazinosu kiralanmıştır. Deniz üzerinde bulunan gazinoya dün saat on dörtten itibaren sünnet edilecek çocuklar ve aileler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sünnet düğününde gazinonun çökmesiyle altı kişi ağır surette yaralandı<br />
</strong></p>
<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 10 Eylül 1937<br />
</strong></p>
<p>Dün saat on yedide Yenikapıda Sandıkburnunda feci bir kaza olmuştur.</p>
<p>Kızılay Kumkapı nahiyesi tarafından elli fakir çocuğun sünnet edilmesine karar verilmiş, bunun için de Sandıkburnunda Mehmet Raufun gazinosu kiralanmıştır. Deniz üzerinde bulunan gazinoya dün saat on dörtten itibaren sünnet edilecek çocuklar ve aileler gelmeye başlamışlardır.</p>
<p>Saat on yedide sünnetçi Cevat henğz ikinci çocuğu sünnet ederken halkın kesif bulunduğu bir anda birdenbire gürültü ile çökmüştür.</p>
<p>On metre murabaaı kadar olan bu yerde bulunan çocuklarla kadın erkek elliden fazla insan denize düşmüşlerdir.  Kaza üzerine çocuklar ve kadınlar sahile kaçışmışlardır. Erkekler ve denizdeki sandalcılar hemen denize düşenleri kurtarmaya savaşmışlardır.</p>
<p>Fahriye isminde bir kızla Arif, Orhan, Hakkı isminde üç sünnet çocuğu ve Hüseyin Mavlût isminde iki erkek muhtelif yerlerinden ehemmiyetli surette yaralanmışlardır.</p>
<p>Bunlar hemen çağrılan sıhhî imdat otomobili ile Cerrahpaşaya kaldırılmışlardır. Hafif surette yaralanan bazı kimselerin de Aksaray eczanelerinde yaraları sarılmıştır.</p>
<p>Bir belediye mühendisi kaza yerinde keşif yapmıştır. Tahkikat devam ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/583/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Vapura binerken denize düştü</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/582</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/582#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 May 2008 11:12:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Vukuat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/582</guid>
		<description><![CDATA[Haber Akşam Postası, 27 Eylül 1937
Dün saat 19,10 da Kadıköy iskelesinden köprüye kalkmak üzere bulunan Moda vapuruna binmekte olan Fatihte Kıztaşında oturan Sadık&#8217;ın kızı 13 yaşlarında Leman, muvazenesini kaybederek vapurla iskele arasına düşmüştür.
Moda vapurunun gemicilerinden Rizeli Hasan, kızın denize düştüğünü görünce derhal denize atlamış ve kızcağızı muhakkak bir ölümden kurtarmıştır.
Leman Haydarpaşa hastanesinde tedavi altına alındıktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: bold"><span style="font-style: italic">Haber Akşam Postası, </span>27 Eylül 1937</span></p>
<p>Dün saat 19,10 da Kadıköy iskelesinden köprüye kalkmak üzere bulunan Moda vapuruna binmekte olan Fatihte Kıztaşında oturan Sadık&#8217;ın kızı 13 yaşlarında Leman, muvazenesini kaybederek vapurla iskele arasına düşmüştür.</p>
<p>Moda vapurunun gemicilerinden Rizeli Hasan, kızın denize düştüğünü görünce derhal denize atlamış ve kızcağızı muhakkak bir ölümden kurtarmıştır.<br />
Leman Haydarpaşa hastanesinde tedavi altına alındıktan sonra evine gönderilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/582/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dersim hâdiseleri</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/581</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/581#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 16:31:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yurtta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/581</guid>
		<description><![CDATA[Haber Akşam Postası, 19 Eylül 1937
Başvekil İsmet İnönü meclisin dünkü içtimaında Nyon anlaşması görüşüldükten sonra Dersim hâdiselerine temas ederek şu izahatı vermiştir:
&#8220;-Bu toplantıdan istifade ederek büyük meclise dahilî bir mesele hakkında da maruzatta bulunmak için izin isterim.
Arkadaşlar, faydalı faaliyetinize fasıla verdiğiniz zaman size Tuncelindeki vaziyetin bir hulâsasını yapmıştım. O günkü vaziyeti tafsilen arzetmiştim. Şimdi size [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 19 Eylül 1937</strong></p>
<p>Başvekil İsmet İnönü meclisin dünkü içtimaında Nyon anlaşması görüşüldükten sonra Dersim hâdiselerine temas ederek şu izahatı vermiştir:</p>
<p>&#8220;-Bu toplantıdan istifade ederek büyük meclise dahilî bir mesele hakkında da maruzatta bulunmak için izin isterim.<br />
Arkadaşlar, faydalı faaliyetinize fasıla verdiğiniz zaman size Tuncelindeki vaziyetin bir hulâsasını yapmıştım. O günkü vaziyeti tafsilen arzetmiştim. Şimdi size Tuncelindeki vaziyetin bugünkü halini arzetmek isterim.</p>
<p>Cumhuriyetin imar ve ıslah programına muhalefet eden, nüfusları az olmakla beraber altı aşirettir. Bugün bu altı aşiretten müşevvik ve sergerde ne kadar adamlar varsa bunlar reislerile beraber faaliyet imkânından tamamen mahrum bırakılmıştır. (Alkışlar). Altı aşiretten birinin reisleri imha edilmiş ve diğerlerinin reislerinin hepsi yakalanmış, adalete teslim edilmiştir.</p>
<p>Tuncelinde isyan ve ıslahat an&#8217;anesi, Dersimin bütün hatıraları, dağları, tepelerile bir takım aşılmaz, geçilmez ve bütün isyanlara mesned olan yuvaların ve istinat noktalarının hikâyelerinden ibarettir. Orada Kutuderesi, Kalan deresi, Dojik baba dağı ve saire gibi isimler vardır ki, sadece bu isimlerin telâffuzu ve eskiden bir çok seferlerin bunlardan biri etrafında kördüğüm olup kaldığını, bahusus, isyan edenlerin bunlardan biri içinde sığınarak aşılmaz bir melce halinde maksatlarına muvaffak olduğunu ifade ederdi.</p>
<p>Cunhuriyet ordusu ve zabıtası bu hâdise esnasında yaptığı takiblerde hurafe olarak zihinlerde yerleşen ne kadar uçurum halinde dere ve ne kadar çıkılmaz dağ varsa hepsini Ankara sokakları gibi baştan başa geçmişlerdir. (Alkışlar). Kanun götüren ordu, jandarma neferlerinin ve ordudan bir neferin ayak basmadığı yer, inmediği dere ve çıkmadığı tepe yoktur. (Bravo sesleri, alkışlar)</p>
<p>Bugün orada yapılmakta olan yollar, kışlalar ve karakollar, mektepler, hükûmet konaklariyle memleketin en mamur ve en ziyade iş içinde bulunan bir muhitinin manzarasını görmekle size, hepimize zevk verse gerektir. (Alkışlar)<br />
Arkadaşlar, mukavemet vaziyetini bertaraf ettikten sonra, halkın refah ve serbestisi için takib edilen programa devam ediyoruz. Bu vaziyeti size arzederken yazın başındanberi devam eden faaliyette kaçınılıması mümkün olmıyan insan zayiatının da neden ibaret olduğunu, olduğu gibi söylemek isterim. Dün akşama kadar yani 17 Eylüle kadar Dersim harekâtının başından itibaren verilen zayiat şudur:</p>
<p>Subay: bir şehit, dört yaralı.<br />
Er: 28 şehit, dört yaralı.<br />
Bekçi: bir şehit, bir yaralı</p>
<p>Arkadaşlar, cumhuriyet kanunlarının hükümlerini yerine getirmek için aziz canlarını severek bu vatan uğruna feda eden subay ve er bütün vatan evlâtlarını huzurunuzda hürmetleyadediyorum. Bu vazifeyi ifa etmek için bütün kudretlerini aşkla sarfeden Cumhuriyet Ordusunun ve Cumhuriyet jandarmasının, kumandanlarına subay ve erlerine takdir ve şükranlarımızı ifade ettiğim zaman B.M. Meclisinin asil hissiyatını ifade etmiş olduğuma eminim. (Bravo sesleri, alkışlar).<br />
Arkadaşlar, bütün bu hareket esnasında isyana iştirak eden, iğfal edilmiş zavallılarda vukubulan zayiatı olduğu gibi size söyliyeceğim.</p>
<p>İsyana iştirak edenlerden 265 maktul vardır. 20 yaralı ve 27 yakalanmış ve müsademe esnasında 849 kişi teslim olmuştur. Bunların içinde mücrim olan, bilerek fenalık yapmış olan ve birçok zavallıların zararına sebeb vermiş olanlar vardır. Fakat bu çalışkan ve istidatlı Türk halkının en çok kısmı, fesatçıların, bu fena başların zulmünden zarar görmüşlerdir. Bilerek, bilmiyerek, muhalefet yoluna sapıp kanunun şiddetli tedibatına maruz kalmış olarak hayatlarını kaybedenler hakkında da B.M. Meclisinin teessürlerini ve bunun diğer vatandaşlara ibret olması temennilerini ifade ediyorum zannediyorum.<br />
Arkadaşlar, hakikati Türk milletine olduğu gibi söylerken bulunduğu gibi, bu kadar uzun süren cumhuriyet kanunlarını behemehal yürütmek için gösterilen azim, şiddet karşısında bile zayiatın binnetice hafif olmasına dikkatinizi celbetmek isterim. Silâhlar çok müessir ve silâhları kullanmak için hiçbir tereddüt olmadığı halde isyan edenlere karşı silah kullanan ordu heyetleri ve cumhuriyet jandarması bir hayatı kurtarmak için ve korumak için ve içtinabı kabil olan bir zararı ika etmemek için son derece şefkatle, kuvvet içinde mündemiç olan şefkatledir ki, zayiat böyle mahdut sahaya inhisar etmiştir.<br />
B.M. Meclisinin memnun olacağına eminim. İsyana iştirak eden aşiret reislerinin hepsi mahkemeye verilmişlerdir. Umumî, tabiî olan adliye mahkemesine verilmişlerdir. Bunlar hâkimlerin vereceği hükümlere göre, cumhuriyet kanunlarının kendileri için işaret ettikleri hükümleri, hâkimlerin ağızlarından işiteceklerdir.</p>
<p>Arkadaşlar, cumhuriyet kanunlarının ancak refahı, umranı, iyi geçinmeyi ehdef tutan hükümlerini yürütmek için çetin şartlar içinde alınan müsbet neticelere ermek için cumhuriyet idaresinin kuvvetli olduğu kadar şefkatli ve adaletli olduğunu göstermek itibarilt Tunceli hâdisesi en son ve en mukni bir misal olmuştur. (Şiddetli alkışlar, bravo sesleri).</p>
<p>Başvekilin  untkunu müteakip Reis Aüdülhalik Renda yapılan tasnif neticesini bildirdikten sonra meclis ikinci teşrinin birinci gün toplanmak üzere içtimaına nihayet vermiştir.<br />
<strong><br />
Seyit Rıza arkadaşlarile yüzleştirilecek</strong><br />
Elâziz, 19 (Hususi)- Yarın Seyit ile diğer suçluların muvacehelerinin yapılması ihtimal dahilindedir. Seyit Rıza hapishane müdürlüğüne müracaat ederek oğlu Hüseyinin haklarını tanımıyarak arazisini gaspetmek istediğini, buna meydan verilmesini istemiştir.</p>
<p>Baş âsinin verdiği ifadelerde daima kaçamaklı hareket ettiği görülmektedir. Buna rağmen birçok sırlar kaçırmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/581/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Meclis Başkanına özalp adını verdi</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/580</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/580#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 16:29:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yurtta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/580</guid>
		<description><![CDATA[Haber Akşam Postası, 27 İkinci Teşrin 1934
Ankara, 26 (HABER)- Büyük önderimiz Kemal Atatürk, Meclis başkanımız Bay General Kâzıma &#8220;Öz Alp&#8221; soyadını vermiştir.
Bursa saylavı (mebus) Bay Emin Fikri, Bay General Kâzım Öz Alpin amcası olduğu için ayni soyadını almıştır.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 27 İkinci Teşrin 1934</strong></p>
<p>Ankara, 26 (HABER)- Büyük önderimiz Kemal Atatürk, Meclis başkanımız Bay General Kâzıma &#8220;Öz Alp&#8221; soyadını vermiştir.<br />
Bursa saylavı (mebus) Bay Emin Fikri, Bay General Kâzım Öz Alpin amcası olduğu için ayni soyadını almıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/580/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cebinde 30 Para Vardı Ve Bir Kadın Seviyordu</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/579</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/579#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 16:27:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Vukuat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/579</guid>
		<description><![CDATA[Son Posta, 11 Temmuz 1934
Eskişehir (Hususî)- Burada bir cinayet işlenmiş, cebinde 30 parası olan bir adam, bir kadın alâkası yüzünden öldürülmüştür. Cinayet şöyle olmuştur:
Menzilhane sokağında oturan Sabriye isminde bir kadını, Sivrihisardan buraya ekmek parası kazanmak için gelen marangoz Yakup isminde birisi sevmiye başlamıştır. Fakat Sabriyeyi Bozöyüklü Mehmet isminde bir İnhisar kolcusu da sevmektedir. Mehmet kendisine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Son Posta</em>, 11 Temmuz 1934</strong><br />
Eskişehir (Hususî)- Burada bir cinayet işlenmiş, cebinde 30 parası olan bir adam, bir kadın alâkası yüzünden öldürülmüştür. Cinayet şöyle olmuştur:</p>
<p>Menzilhane sokağında oturan Sabriye isminde bir kadını, Sivrihisardan buraya ekmek parası kazanmak için gelen marangoz Yakup isminde birisi sevmiye başlamıştır. Fakat Sabriyeyi Bozöyüklü Mehmet isminde bir İnhisar kolcusu da sevmektedir. Mehmet kendisine bir rakip türediğini anlayınca Yakubu beşlemiş Sabriyenin evi önünde tabancasını çekerek ateş etmiştir. Yakup aldığı yaraların ağırlığı yüzünden hastaneye kaldırılınca ölmüştür. Cebinden 30 para çıkmıştır. Katil Mehmet kaçmış henüz yakalanamamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/579/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ecnebi Gözüyle</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/578</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/578#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 May 2008 13:44:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/578</guid>
		<description><![CDATA[Türkiyenin istikbali çok parlaktır

Türkiye 30-40 sene sonra her hangi büyük bir Avrupa devleti seviyesinde olacaktır

Haber Akşam Postası, 2 Eylül 1937
Adana 1 (A.A.) Müteaddit İskandinav gazetesinin muhabiri ve son zamanda Başvekilimiz İnönü ile mülakat yapmış olan isveçli muharrir A. Fischer şehrimize gelmiş ve üç gün kalarak sanayi ve kültür müesseselerimizi tetkik etmiştir.
Büyük bir Türk dostu olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiyenin istikbali çok parlaktır<br />
</strong></p>
<p><strong>Türkiye 30-40 sene sonra her hangi büyük bir Avrupa devleti seviyesinde olacaktır<br />
</strong></p>
<p><strong><em>Haber Akşam Postası, </em>2 Eylül 1937</strong></p>
<p>Adana 1 (A.A.) Müteaddit İskandinav gazetesinin muhabiri ve son zamanda Başvekilimiz İnönü ile mülakat yapmış olan isveçli muharrir A. Fischer şehrimize gelmiş ve üç gün kalarak sanayi ve kültür müesseselerimizi tetkik etmiştir.<br />
Büyük bir Türk dostu olan M. Fischer Adanadan ayrılmazdan evvel &#8220;Türk Sözü&#8221; gazetesine büyüklerimiz hakkında ve Türkiyede devam eden 8 aylık görüş ve etüdleri neticesinde edindiği intibaları anlatan malûmat vermiştir. Fischer istikbalimizden bahsederken Türkiyede gördüğü ileri hareketi daha evvelce ziyaret ettiği Balkan memleketlerile mukayese ederek demektedir ki:</p>
<p>&#8220;Bu milletlerle Türkiyenin en büyük farkı onlarda inkişaf hareketinin yavaş bir seyir takip etmesine mukabil Türkiyede reformların baş döndürücü bir sürat almış olmasıdır. İnsana en çok şaşkınlık ve hayranlık veren şey Türkiye gibi çok sıcak bir iklimde parasızlık içinde insanların tekâmüle karşı gösterdiği bu derin sevgi ve inkişaf arzusunun ortaya koymuş olduğu muazzam eserlerdir.</p>
<p>Bu kanaatimi tamamile ifade edebilmek için bir Türk dostu olan İsveç sefirinin şu sözlerini tekrarlayacağım:</p>
<p>&#8220;Bir stepten ibaret olan eski Ankaranın yerinde bugünkü modern Ankarayı gördükten sonra burada sekizinci acaibi sebanın meydana gelmiş ve Türkiyede büyük bir mucizenin vuku bulmuş olduğuna inanmanın imkânı yoktur.&#8221; Benim kanaatime göre Atatürk tarihteki büyük adamlar arasında olduğu gibi bugünkü büyük devlet adamları arasında da en büyüğüdür. Filhakia bugün bir çok memleketlerde de inkılâp yapmış büyük insanlar vardır. Fakat, hiçbirisi Atatürkün yaptığını yapamamıştır. Hiçbir milletin büyüğü Atatürkün işe başladığı zaman içinde bulunduğu şartlar altında elden çıkmış bir vatanı kurtarmamış ve kurtulmuş harabeyi kısa bir zaman içinde bir mamure denebilecek hale getirmemiştir. Atatürk Türkiyeyi kısa bir zamanda Avrupalılaştırmaya ve kuvvetli bir devlet yapmaya muvaffak olmuştur.</p>
<p>&#8220;Türk inkılâbının bugünkü seyrine ve sağlam adımlarına göre Türkiyenin ne kadar bir zaman içinde Avrupanın herhangi büyük bir milleti seviyesine çıkabileceğini zannediyorsunuz?&#8221; sualine de M. Fischer şöyle cevab vermiştir:</p>
<p>&#8220;-Türk inkılâbı bu ahenkle, bu arzu ile ve bugünkü gibi bilerek Atatürk ve arkadaşlarının idaresi altında seyrine devam edecek ve harp gibi manialarla karşılaşmayacak olursa 30, 40 sene sonra Türkiyenin herhangi büyük bir Avrupa milleti seviyesine yükseleceğine şüphe yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/578/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>940 olimpiyadı Japonyada yapılmıyacak</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/577</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/577#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 May 2008 13:40:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/577</guid>
		<description><![CDATA[Haber Akşam Postası, 7 Eylül 1937
Dün neşrettiğimiz bir ajans telgrafından anlaşıldığı gibi, son siyasî vaziyetler ve askerî harekât dolayisiyle Japonyanın 940 olimpiyadını yapmaktan vazgeçmek üzere bulunduğu bildiriliyordu. Bugün aldığımız bazı telgraflarda Japonyanın olimpiyadı organize etmek işinden kat&#8217;iyyen vazgeçtiği anlaşılmaktadır.
Bu vaziyet karşısında ya 940 olimpiyadının yapılmasından tamamen vazgeçilecek, yahut da bu işi başka bir memleket, ağlebi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 7 Eylül 1937</strong></p>
<p>Dün neşrettiğimiz bir ajans telgrafından anlaşıldığı gibi, son siyasî vaziyetler ve askerî harekât dolayisiyle Japonyanın 940 olimpiyadını yapmaktan vazgeçmek üzere bulunduğu bildiriliyordu. Bugün aldığımız bazı telgraflarda Japonyanın olimpiyadı organize etmek işinden kat&#8217;iyyen vazgeçtiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bu vaziyet karşısında ya 940 olimpiyadının yapılmasından tamamen vazgeçilecek, yahut da bu işi başka bir memleket, ağlebi ihtimal, olimpiyatlara Japonya ile beraber talib olmuş, fakat kongre neticesinde talebi Japonyadan daha az rey kazandığı için kabul edilemiyen Finlandiya üzerine alacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/577/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir şoförün şikâyeti</title>
		<link>http://sonposta.org/archives/576</link>
		<comments>http://sonposta.org/archives/576#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 May 2008 13:39:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>can</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Vukuat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sonposta.org/archives/576</guid>
		<description><![CDATA[Taksi parasını isteyince kırbaçlamışlar

Haber Akşam Postası, 16 Eylül 1937
Şehremininde Baruthane yokuşunda oturan şoför Mehmet dün gece saat ikide karakola müracaat etmiş, Beyoğlundan, Şehreminine getirdiği Tevfik ve Nafiz ismindeki iki müşteriden taksi ücretini isteyince Nafizin kızarak kendisini kırbaçla dövdüğünü iddia etmiştir.
Biraz sonra Nafizle arkadaşı da karakola gelmişlerdir. Bunlardan Nafiz cebinde bulunan 175 liranın boğuşma sırasında kaybolduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Taksi parasını isteyince kırbaçlamışlar<br />
</strong></p>
<p><strong><em>Haber Akşam Postası</em>, 16 Eylül 1937</strong></p>
<p>Şehremininde Baruthane yokuşunda oturan şoför Mehmet dün gece saat ikide karakola müracaat etmiş, Beyoğlundan, Şehreminine getirdiği Tevfik ve Nafiz ismindeki iki müşteriden taksi ücretini isteyince Nafizin kızarak kendisini kırbaçla dövdüğünü iddia etmiştir.</p>
<p>Biraz sonra Nafizle arkadaşı da karakola gelmişlerdir. Bunlardan Nafiz cebinde bulunan 175 liranın boğuşma sırasında kaybolduğunu iddia etmiştir.</p>
<p>Biribirinden şikâyetçi olanlar mahkemeye verilmişlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sonposta.org/archives/576/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
